2027 Venedik Mimarlık Bienali İzlanda Pavyonu Banyo Kültürünü Merkeze Alıyor

İzlanda, 2027 Venedik Mimarlık Bienali'nde banyo kültürünü kamusal altyapı ve sosyal etkileşim odağında ele alıyor. Marcos Zotes küratörlüğündeki sergi, kolektif aidiyet ritüellerini mimari bir perspektifle inceliyor.

2027 Venedik Mimarlık Bienali İzlanda Pavyonu Banyo Kültürünü Merkeze Alıyor

2027 yılında düzenlenecek olan 20. Uluslararası Mimarlık Sergisi - La Biennale di Venezia'da yer alacak İzlanda Pavyonu, "SOAK: Rituals of Collective Belonging" (SOAK: Kolektif Aidiyet Ritüelleri) başlıklı sergiye ev sahipliği yapacak. Sergi, İzlanda'nın köklü banyo kültürünü mimarlık, kamusal alan ve sosyal etkileşim merceğinden inceliyor. Proje, suyun toplumsal bir bağlayıcı olarak rolünü ve bu mekanların sivil bir altyapı olarak nasıl işlev gördüğünü araştırmayı hedefliyor.

İzlanda Tasarım ve Mimarlık merkezinden Halla Helgadóttir tarafından sipariş edilen projenin küratörlüğünü, Basalt Architects ortağı Marcos Zotes üstleniyor. Sergi, Basalt Architects, tasarım stüdyosu Gagarin ve sanatçı Rán Flygenring arasındaki disiplinler arası bir iş birliğiyle geliştirildi. SOAK, 2025 edisyonunda İzlanda'yı temsil eden s.ap architects imzalı "Lavaforming" projesinin ardından, İzlanda'nın Mimarlık Bienali'ne açık çağrı süreciyle seçilen ikinci katılımı olma özelliğini taşıyor.

Sergi, İzlanda'daki jeotermal havuzların sadece rekreasyon alanları değil, aynı zamanda toplumsal yapının temel taşları ve hayati kamusal altyapılar olduğunu vurguluyor. Tasarım ekibi, bu mekanların kolektif hafıza üzerindeki etkisini ve bireylerin bir topluluğa ait olma hissini nasıl pekiştirdiğini mimari bir dille anlatıyor. Disiplinler arası ekipte yer alan Basalt Architects'in daha önceki çalışmaları, özellikle Blue Lagoon Retreat gibi projeler, ofisin bu konudaki derin tecrübesini pavyona taşıyor.

Gagarin stüdyosunun etkileşimli anlatım yöntemleri ve sanatçı Rán Flygenring'in görsel dokunuşlarıyla zenginleşen pavyon, ziyaretçilere suyla kurulan bu kadim ilişkinin modern dünyadaki karşılığını sorgulatıyor. SOAK, mimarlığın sadece fiziksel yapılar inşa etmek değil, aynı zamanda sosyal dokuyu güçlendiren ritüeller ve mekanlar yaratmak olduğu fikrine odaklanıyor.