ABD Doğasının Durumu: İlk Kapsamlı Bilimsel Değerlendirme Raporu Hazırlanıyor
ABD'nin doğal ekosistemlerini, yaban hayatını ve su kaynaklarını inceleyen ilk ulusal bilimsel değerlendirme raporu, halkın görüşüne sunuldu. Yaklaşık 900 sayfalık bu iddialı çalışma, doğanın korunması ve restorasyonu için stratejik bir yol haritası sunmayı hedefliyor.

The Nature Record (Doğa Kaydı), ABD'nin toprakları, nehirleri, kıyıları, okyanusları ve yaban hayatının durumuna ilişkin gerçekleştirilen ilk ulusal bilimsel değerlendirme olma özelliğini taşıyor. Dört yıllık bir hazırlık sürecinin ardından yaklaşık 900 sayfalık bir taslak rapor olarak yayımlanan bu çalışma, doğanın toplumlar, ekonomiler ve gelecekteki dirençlilik için neden bu denli merkezi bir öneme sahip olduğunu derinlemesine analiz ediyor. Girişim, 30 Mayıs tarihine kadar halkın görüşlerini bekliyor ve raporun nihai halinin bu sonbaharda yayımlanması planlanıyor.
Bu kapsamlı değerlendirme, birçok ABD ekosisteminin ve türünün içinde bulunduğu vahim tabloyu ortaya koyarken, aynı zamanda doğayı korumak ve eski sağlığına kavuşturmak için önemli fırsatların altını çiziyor. Rapor, bilimsel verileri temel alarak, doğanın kendi başına korunması gerekliliğini, iklim değişikliğiyle mücadelede doğa temelli çözümlerin kritik rolünü ve doğal sistemlerin sağlık, ekonomi ve kültür üzerindeki faydalarını savunuyor. Geleneksel BM veya hükümet raporlarının aksine, The Nature Record; bilgi, hikâye anlatıcılığı ve halk katılımını birleştiren daha erişilebilir bir sentez yaratmayı amaçlıyor. Her bölüm, politika yapıcıların ve peyzaj mimarlarının faydalanabileceği temel çıkarımlar, grafikler ve çizelgeler içeriyor.
Çevre adaleti ve eşitlik çerçevesi üzerine inşa edilen çalışma, yerli halkların arazi yönetimi yaklaşımlarını da entegre ediyor. 16 bölümden oluşan rapor, karasal, iç su ve deniz ekosistemlerine odaklanırken; doğa ile iklim değişikliği, sağlık, ekonomik kalkınma, kültür ve güvenlik arasındaki ilişkileri irdeliyor. Ayrıca, doğa koruma çabalarındaki başarı hikâyelerini ifade eden "parlak noktalar" ve "yere dayalı fırsatlar" gibi başlıklar da yer alıyor.
Rapor, özellikle son elli yılda doğal sistemlerin bozulması ve yaban hayatı popülasyonlarındaki düşüş konusunda endişe verici veriler sunuyor. Örneğin, 1970 ile 2017 yılları arasında ABD ve Kanada'da kuş popülasyonunun yaklaşık 3 milyar (yüzde 57) azaldığı belirtiliyor. Sürüngenler ve amfibiler, özellikle de kaplumbağalar, dünya çapında en çok tehdit altında olan omurgalı grupları arasında yer alıyor. Böcek popülasyonlarındaki düşüş ise yıllık yaklaşık yüzde 8 oranında gerçekleşiyor ve bu durum tozlaşma gibi temel ekosistem işlevlerini tehlikeye atıyor. Bitki türleri de aynı risk altında; ABD'deki bitki türlerinin yüzde 34'ü yok olma riskiyle karşı karşıya.
Buna karşın rapor, doğa temelli çözümlerin potansiyeline dikkat çekiyor. Trust for Public Land ve peyzaj mimarları tarafından gerçekleştirilen "yeşillendirilen okul bahçeleri" projesi, katılımcı tasarım süreçlerinin ısıyı hapseden alanları nasıl topluluk odaklı yeşil alanlara dönüştürdüğünü ve bu yolla hem sosyal hem de çevresel adaleti nasıl desteklediğini gösteren önemli bir örnek teşkil ediyor. İlk olarak 2022'de bir başkanlık emriyle başlatılan bu süreç, günümüzde Resources Legacy Fund tarafından desteklenen bağımsız bir girişim olarak çalışmalarını sürdürüyor.