ATOMAA Mario Galvagni'nin Casa Sorelle Sanpietro Yapısını Restore Etti
ATOMAA, Bergeggi'deki Casa Sorelle Sanpietro'yu restore ederken 1950'lerin orijinal modernist tasarımı ile on yıllar boyunca yapılan eklemeler arasındaki dengeyi yeniden kurdu.

Bergeggi'de, Liguria kıyılarında yer alan Casa Sorelle Sanpietro, ATOMAA stüdyosu tarafından yedi on yıllık bir süreçte geçirdiği değişiklikler göz önünde bulundurularak restore edildi. Mimarlık stüdyosu sahaya ilk ulaştığında yapının dış cephesinin tamamen beyaza boyanmış olduğunu belirtti. Modernist yapı üzerinde gerçekleştirilen kapsamlı koruma ve restorasyon çalışmaları sonucunda, Mario Galvagni'nin Torre del Mare'deki orijinal tasarımının yıllar boyunca hayatta kalan beyaz boyalı versiyondan ne kadar farklı olduğu ortaya çıktı.
Beyaz sıva, orijinal projenin karakterini belirleyen tuhaf, brutalist brüt beton yapıyı gizlemiş ve onu ifade gücünün büyük bir kısmından mahrum bırakmıştı. 1956 yılında Milano'lu mimar tarafından tasarlanan Casa Sorelle Sanpietro, Liguria'nın tatil evleri için yaratıcı bir laboratuvar haline geldiği dönemin açık bir ifadesiydi. Projenin tabanı ve bodrum katında kayaya sabitlenen yapısal duvarları kaba brüt armeli betondan oluşurken, üst kat uzun bir konsol ve renk getiren malzeme değişimiyle manzaraya doğru uzanıyordu. Orijinal tasarımda burası yaşanılan tek kat idi; alt seviye ise büyük ölçüde açık bırakılarak kayanın ortaya çıkması sağlanmış ve bina yamacın üzerinde asılı gibi görünmüştü.
Binanın tarihi üzerindeki en radikal dönüşüm 1980'lerde gerçekleşti. Yaşanılan katın altındaki boşluk, yapısal duvarlar arasında yeni geçitler açılması ve denize doğru dolgu duvarlar inşa edilmesiyle kapatıldı. Bu müdahale, binanın iç düzenini ve çevresiyle olan ilişkisini değiştirdi. Beton beyaza boyandı, pencere çerçeveleri değiştirildi veya yine beyaza boyandı. ATOMAA, binanın onarım sürecinde Galvagni'ye gerçekten atfedilebilecek kısımlar ile sonradan yapılan şüpheli değişiklikleri belirleme görevi üstlendi.
Restorasyon sürecinde stüdyo, uygunsuz değişiklik katmanlarıyla boğulmuş bir esere haysiyet ve okunabilirlik kazandırma sorumluluğunu üstlendiğini belirtti. Yapılan müdahale kapsamlı bir yeniden inşadan ziyade eleştiral bir sentez mantığını izledi. 1956 tasarımı alt katta bir boşluk bırakırken, artık yatak odaları ve servis alanları bulunuyor. Bu durum, modernist mimarinin restorasyonunun karmaşıklığını ortaya koyuyor: Orijinal tasarımın tavizsiz bir şekilde yeniden mi uygulanması gerektiği, yoksa binanın zaman içinde değişmeye devam etmesine izin verilerek hafızasının mı korunması gerektiği sorusu bu projede ön plana çıkıyor.