Çevresel Ürün Beyanları ile Karbon Etkisini Ölçmek
Peyzaj mimarlığında karbon etkisini azaltmak için Çevresel Ürün Beyanları (EPD) kritik bir veri kaynağı sunuyor. Ancak sektörde bu belgelerin kullanımı hem üretici maliyetleri hem de tasarımcıların bilgi eksikliği nedeniyle yavaş ilerliyor.

İklim değişikliği çağında, peyzaj mimarlarının sadece yerel sürdürülebilirlik hedeflerine değil, kullandıkları malzemelerin küresel etkilerine de odaklanmaları gerekiyor. Meg Calkins, "Details and Materials for Resilient Sites: A Climate Positive Approach" adlı kitabında, inşaat malzemelerinden kaynaklanan emisyonların ciddi bir iklim adaleti meselesi olduğunu vurguluyor. Architecture 2030 ve Climate Positive Design verilerine göre, küresel karbon emisyonlarının %15'i ve bir peyzaj projesinin emisyonlarının yaklaşık %80'i, yapı malzemelerinin gömülü karbonundan kaynaklanıyor.
Bu gömülü karbon verilerine erişimde en önemli araç, bir ürünün üretiminden bertarafına kadar çevresel etkilerini belgeleyen Çevresel Ürün Beyanları (EPD) olarak öne çıkıyor. 1990'larda İsveç Çevre Koruma Ajansı tarafından geliştirilen ve bugün ISO standartlarına göre düzenlenen EPD'ler, üçüncü taraf doğrulaması gerektirmeleri nedeniyle en güvenilir sürdürülebilirlik belgesi kabul ediliyor. EPD'ler, Global Isınma Potansiyeli (GWP) gibi temel göstergelerle tasarımcılara daha düşük karbonlu malzeme seçimi konusunda yol gösteriyor.
Ancak sektördeki uzmanlar, EPD'lerin peyzaj ürünlerinde nadir bulunmasının ve belgelerin karmaşık yapısının, bunların entegrasyonunda temel engeller olduğunu belirtiyor. Sasaki'den Chris Hardy, mevcut seçeneklerin kısıtlılığına dikkat çekerken, üreticiler de bir EPD oluşturmanın 40.000 doları bulabilen maliyetine ve bir yıla varan uzun hazırlık süreçlerine işaret ediyor. Buna karşın, Landscape Forms gibi firmalar, veriye dayalı tasarım süreçlerinde üçüncü taraf denetiminin sağladığı rehberliğin bu maliyeti dengelediğini ifade ediyor. Maglin ve Vestre gibi üreticiler ise, dijital veri yönetimi sayesinde zamanla daha hızlı EPD üretimi yapılabildiğini belirtiyor.
Tasarımcıların, karbon etkilerini azaltmak adına projelerinde veri tabanlı araçlar olan EC3 veya Pathfinder yazılımlarını kullanmaları öneriliyor. SWA'dan Mariana Ricker ve Curtis + Rogers Design Studio'dan Camilo Olano Riaño gibi profesyoneller, şirket içi iklim eylem planları çerçevesinde bu verileri projelerine dahil ettiklerini belirtiyor. Uzmanlar, karbon bütçesinin tıpkı maliyet tahminleri gibi tasarım sürecinin standart bir parçası olması gerektiği konusunda hemfikir.