DKA, İtalya'da Biyoçeşitlilik Halkası ile Kentsel Peyzajı Yeniden Tasarlıyor

Maglie'deki Bachelet Park-Meydanı, parçalanmış bir kentsel alanı ekolojik restorasyon odaklı bir kamusal peyzaja dönüştürüyor. Proje, biyoçeşitlilik altyapısı ile kentsel dokuyu birbirine bağlıyor.

DKA, İtalya'da Biyoçeşitlilik Halkası ile Kentsel Peyzajı Yeniden Tasarlıyor

İtalya'nın güneyindeki Salento bölgesinde yer alan Maglie kentindeki Bachelet Park-Meydanı projesi, parçalanmış kentsel dokuyu ekolojik yenilenme odaklı yeni bir kamusal peyzaja dönüştürüyor. DKA – Diele Kerciku Architetture tarafından tasarlanan ve SIT&A, Marco Antonini Architects, Studio Matera ve Studio Scalera'nın katılımıyla geliştirilen proje, kamusal alanı yeniden kurgulayarak "Biyoçeşitlilik Halkası" (Biodiversity Ring) kavramını sunuyor. Bu peyzaj altyapısı, şehrin farklı bölümlerini birbirine bağlarken çevresel kaliteyi, biyoçeşitliliği ve toplumsal yaşamı geliştirmeyi hedefliyor.

Peyzajı kentsel alanın tamamlayıcı bir katmanı olarak görmek yerine ana düzenleyici çerçeve olarak konumlandıran öneri; kamusal alanı, ekolojik süreçleri ve günlük aktiviteleri kesintisiz bir bitki örtüsü, yürüyüş yolları ve toplanma alanları sistemiyle bir araya getiriyor. Proje, Corso Cavour'daki araç trafiğinin kaldırılmasıyla yaklaşık 10.600 metrekarelik birleşik bir kamusal alan oluşturuyor. Bu sayede kilise, çevre okullar, Villa Tamborino ve geniş kentsel doku arasında daha güçlü bağlantılar kuruluyor.

Projenin merkezinde yer alan Biyoçeşitlilik Halkası, yeni park-meydanı kucaklayan ve kimliğini oluşturan sürekli bir yeşil altyapı olarak işlev görüyor. Bu halka, üç bağlantılı katmandan oluşuyor: En içte marketler ve kültürel etkinlikler için tasarlanmış çok işlevli bir sivil meydan; onun çevresinde bitki örtüsüyle etkileşimi teşvik eden duyusal bir yürüyüş yolu ve en dışta kentsel ortama yeni bir ekolojik çekirdek kazandıran yüksek yoğunluklu bir mikro-orman.

Peyzaj stratejisi, Akdeniz ekosistemlerinden ilham alıyor ve ekolojik dayanıklılıkları ile iklimsel uyumlulukları için seçilen yerel ağaç, çalı ve otsu türlerden oluşan çeşitli bir palete dayanıyor. Dikim planında Quercus ilex (Pırnal Meşesi), Quercus pubescens (Tüylü Meşe), Laurus nobilis (Defne) ve Lavandula angustifolia (Lavanta) gibi türler yer alıyor. Miyawaki yönteminden esinlenerek geliştirilen mikro-orman, doğal sıralanmayı hızlandırmak ve şehir içinde kendi kendine yeten bir orman ortamı oluşturmak amacıyla yüksek yoğunlukta dikilen yerel türlerden oluşuyor.

Sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda projede yerel taş döşemeler, geçirgen yüzeyler ve sürdürülebilir yağmur suyu yönetim stratejileri kullanılıyor. Bu sistemler, toprak sızdırmazlığını azaltırken kentsel ısı adası etkisinin hafifletilmesine ve termal konforun artırılmasına katkıda bulunuyor. Proje, okulların ve yerel sakinlerin dikim aşamasına dahil edildiği katılımcı bir süreç olarak kurgulanarak, peyzajın zamanla evrimleşen yaşayan bir altyapı olması hedefleniyor.