Gri Altyapıdan Mavi-Yeşile: Sünger Gezegen Modelinin Benimsenmesi

Bozulan su döngüsü, küresel ölçekte kuraklık, sel ve iklim krizlerini tetiklemeye devam ediyor. World Landscape Architecture Kurucusu Damian Holmes, gri altyapı çözümlerinden doğa tabanlı mavi-yeşil sistemlere geçişi savunan Sünger Gezegen modelini ve bütüncül arazi yönetiminin önemini inceliyor.

Gri Altyapıdan Mavi-Yeşile: Sünger Gezegen Modelinin Benimsenmesi

Su, bol ya da kıt olmasına bakılmaksızın ekolojik olarak sürdürülebilir, toplumsal açıdan ilgi çekici, verimli ve dirençli peyzajların geliştirilmesi ve sürdürülmesi için hayati bir önem taşımaktadır. Son yüz yılda insanoğlunun suya bakışı, kontrol edilmesi gereken bir sorun olmaktan çıkıp yaşamı destekleyen değerli bir kaynağa dönüşmüştür. Kentleşme ve yoğun tarım süreçlerinde sulak alanların yok edilmesi, su yollarının düzleştirilmesi, suların yer altına alınması, nehirlerin barajlarla kapatılması ve şehirlerin kurulup gıda üretimi sağlanması amacıyla peyzajların düzleştirilmesi gibi yöntemlerle su döngüsü kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Ancak bu müdahaleler su döngüsünü bozarak kuraklıklar, ani seller, deniz seviyesinin yükselmesi ve aşırı durumlarda iklim mültecileri gibi ciddi sorunlara yol açmıştır.

Haziran-Ağustos 2026 döneminde Avrupa'da yaşanan aşırı kuraklık ve sel felaketleri, gezegenin karşı karşıya olduğu su krizini ve bütüncül bir yönetim stratejisine olan ihtiyacı bir kez daha gözler önüne sermiştir. İklim krizinin etkilerini azaltmak ve uyum sağlamak için entegre bir yaklaşım sunan Sünger Gezegen modeli (Yu, Gies ve Wood, 2025, Nat Water), mühendislik odaklı gri altyapı çözümlerine olan bağımlılığı azaltarak doğa ve su tabanlı mavi-yeşil altyapılara odaklanmaktadır. Model, suyun yavaş hareket ettirilmesi esasına dayanmakta ve yalnızca hükümetler ile sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü büyük projelere dayanmak yerine topluluk odaklı bir girişim ağı oluşturmayı hedeflemektedir. Yerel, bölgesel ve küresel su sorunlarıyla mücadelede doğallaştırma ve yabanileştirme (rewilding) gibi topluluk odaklı çözümlerin ölçeklendirilmesi kritik önem taşımaktadır.

Su döngüsündeki bozulmayı gidermek için yeni rehabilitasyon projelerinin başlatılması önemli olsa da, hükümetlerin ve toplulukların geçmişteki hataları fark etmesi ve yanlış arazi yönetimi uygulamalarına son vermesi gerekmektedir. Nehir yataklarında konut inşa etmek, yapı yoğunluğu nedeniyle geçirimsiz alanları artırmak, yollara aşırı bağımlı olmak ve kötü tarım uygulamalarıyla toprak biyolojisini yok etmek bu hataların başında gelmektedir. Benjakitti Forest Park (Turenscape ve Arsomsilp Landscape Studio), Moonee Ponds Creek Rehabilitasyonu ve Rotterdam'daki Sünger Bahçe (De Urbanisten) gibi çalışmalar, doğa tabanlı çözümlerin sahada uygulanabilirliğini gösteren örnekler arasında yer almaktadır.

Daha iyi arazi ve su yönetimi uygulamaları, estetik ve rekreasyonel imkanlar sunarak yaşam kalitesini artırmanın yanı sıra gıda güvenliğini geliştirmekte ve biyoçeşitliliği yükseltmektedir. Ekonomik açıdan ekologlar, hidrolojistler, ziraatçılar, bahçe uzmanları ve peyzaj mimarları gibi profesyonellerin yanı sıra tüm toplum su döngüsünün iyileştirilmesinden fayda sağlayabilir. İyileştirilen su döngüsü; sigorta primlerinin düşmesine, insanların yerinden edilme maliyetlerinin azalmasına ve büyük şehirlerin aşırı hava olayları için ekipman veya stok yatırımı harcamalarının gerilemesine katkıda bulunabilir. Bu konular, Hong Kong'da düzenlenecek IFLA Dünya Kongresi kapsamındaki Sünger Gezegen oturumunda da detaylı şekilde ele alınacaktır.