Groninger Müzesi Sanat Direktörü: “Müze Daha Fazla Ünü Hak Ediyor”

Groninger Müzesi’nin sanat direktörü Roos Gortzak, müzenin ikonik postmodern mimarisiyle çağdaş sanat arasında daha güçlü bağlar kurmayı hedefliyor. Gortzak, binanın kapsayıcı değerlerinin günümüz dünyası için ilham verici bir örnek teşkil ettiğini savunuyor.

Groninger Müzesi Sanat Direktörü: “Müze Daha Fazla Ünü Hak Ediyor”

Groninger Müzesi'nin sanat direktörü Roos Gortzak, müzenin sıra dışı postmodern mimarisi ile kurumun çağdaş sanat odaklı geleceği arasında daha yakın bir bağ kurmayı hedefliyor. 2025 yılının Şubat ayında göreve başlayan Gortzak, 1994 yılında kapılarını açan ve üç farklı mimar tarafından tasarlanan pavyonlardan oluşan yapıyı, sadece bir sergileme alanı değil, kurumun kimliğinin temel bir parçası olarak tanımlıyor. Gortzak, "Müzemiz tarafsız bir yapı değil; binamızın kendi karakteriyle yüzleşmemek mümkün değil" ifadelerini kullanıyor.

İtalyan tasarımcı Alessandro Mendini’nin koordinasyonunda hayata geçirilen müze, bir dizi radikal tasarım kararıyla dikkat çekiyor. Mendini'nin merkezde yer alan penceresiz sarı kulesine, Philippe Starck tarafından tasarlanan metalik bir silindir ve Michele De Lucchi’nin tuğla kaidesi eşlik ediyor. Yapının diğer kanadında ise Coop Himmelb(l)au imzalı dekonstrüktivist bir bölüm bulunuyor. Gortzak, müzenin "deneysel, disiplinler arası ve kolektif" olarak tanımladığı üç temel değerinin, günümüz toplumsal kutuplaşmalarına karşı "farklılığınız burada kabul görüyor" mesajı verdiğini vurguluyor.

Eylül ayı itibarıyla yeni bir döneme giren müze, programını tarihsel olarak erkek egemen olan tasarım sürecindeki dengeleri değiştirmeye odaklıyor. Özellikle kadın ve non-binary sanatçıların eserlerine daha fazla yer verilecek yeni sergileme yaklaşımı, binanın kendi çok sesli doğasıyla uyumlu bir şekilde ilerliyor. Müzenin açılışını yapacak "The Architect and the Housewife: Cleaning the House, Building the Future" başlıklı sergi, Zaha Hadid’in bir enstalasyon modelini ve Mendini’nin 98 adet vazo koleksiyonunu bir araya getirerek, ev içi emek ile mimari problem çözme süreçleri arasındaki benzerlikleri sorguluyor.

Gortzak, ziyaretçilerin müzeye girdiklerinde yukarı doğru değil, aşağı doğru inmelerini gerektiren mimari kurgunun, "sanatı yüceltme" kavramını reddettiğini ve sanatın her yerde olduğu fikrini desteklediğini belirtiyor. Müzenin, Frank Gehry’nin Guggenheim Bilbao'su gibi küresel bir şöhrete sahip olmasa da, günümüz dünyasının karmaşasına yanıt verebilecek çok daha önemli değerler taşıdığına inanıyor.