Hafıza ve Madde Arasında: Özbekistan'dan ARC Architects
Bobir Klichev tarafından kurulan ARC Architects, Özbekistan'ın mimari mirasını çağdaş bir dille yeniden yorumluyor. Stüdyo, yerel malzeme ve teknikleri modern projelerine entegre ederek kültürel sürekliliği korumayı amaçlıyor.

2017 yılında Bobir Klichev tarafından kurulan ARC Architects, Özbekistan'daki hızlı şehirleşme sürecinde geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kuran tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Taşkent ve Buhara'da ofisleri bulunan stüdyo, Orta Asya'nın kültürel ve iklimsel özelliklerini temel alan, minimalizm ile yerel referansları harmanlayan çağdaş bir mimari dil geliştirmeyi hedefliyor. Ekip, geleneksel Özbek mimarisini taklit etmek yerine, bu mirası günümüz ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumlamaya odaklanıyor.
Stüdyonun yaklaşımı, konutlardan ticari yapılara ve otellere kadar geniş bir ölçek yelpazesine yayılıyor. ARC Architects, yerel üretim değerlerini tasarım süreçlerinin merkezine koyuyor; bölgedeki malzemelerin, tekniklerin ve zanaatkarların kullanımını sadece kimliksel bir tercih değil, aynı zamanda yerel ekonomiyi ve birikimi güçlendiren bir strateji olarak görüyor. Örneğin, Taşkent'in dağlık bölgesindeki Country House KK-1234 projesinde, bölgeden sağlanan taşlar ve yerel taş ustalarının işçiliği, topografya ile uyumlu bir biçimde projeye dahil edildi.
Buhara'daki Mercure Bukhara Old Town Hotel projesinde ise geleneksel avlular ve "ayvan"lar gibi yerel mimari öğeler, modern bir binanın iklimsel konforunu ve şehirle olan ilişkisini kurmak üzere yeniden yorumlandı. Tarihsel referansların dekoratif bir öge olmaktan çıkarılıp mekansal organizasyonun bir parçası haline getirildiği bu yapılar, ARC Architects'in ülkedeki yapısal dönüşüme yönelik cevabını yansıtıyor. Stüdyonun çalışmaları, Özbekistan'daki modern mimari gelişiminin mevcut olanla gelecek olan arasında yeni bir sentez arayışından geçtiğini savunuyor.