Kentsel Isı Algımız Yanlış ve Bu Durum İnsanları Öldürüyor

Modern şehirlerdeki aşırı sıcaklıklar, sadece hava sıcaklığına odaklanan hatalı bir yaklaşım nedeniyle sistemik bir felakete dönüşüyor. Keenan Gibbons, ısı stresini mekânsal bir problem olarak ele alarak kentsel tasarımda köklü bir değişim çağrısında bulunuyor.

Kentsel Isı Algımız Yanlış ve Bu Durum İnsanları Öldürüyor

ASLA İklim ve Biyoçeşitlilik Eylem Üyesi Keenan Gibbons tarafından kaleme alınan araştırma, şehirlerdeki ısı kaynaklı ölümlerin, nüfus artış hızından 70 kat daha hızlı yükseldiğine dikkat çekiyor. Phoenix gibi bölgelerde son on yılda nüfus yaklaşık yüzde 9 oranında artarken, ısıya bağlı ölümlerde yüzde 600'ün üzerinde bir artış gözlendi. Bu durum, aşırı sıcağın ve kentli kırılganlığının şehirleri sakinleri için daha ölümcül hale getirdiği yapısal bir krize işaret ediyor.

Araştırmalar, ısının şehir içinde homojen dağılmadığını, asfalt, beton ve gölgelenmemiş yüzeyler gibi malzemelerin hava sıcaklığının çok üzerinde değerlere ulaştığını gösteriyor. Örneğin, hava sıcaklığı 32°C ölçüldüğünde, yüzey sıcaklıkları 82°C'yi aşabiliyor. Keenan Gibbons'ın drone tabanlı termal görüntüleme ve yer seviyesi sensörleriyle yürüttüğü çalışmalar, ısının bloklar arasında bile büyük dalgalanmalar gösterdiğini ortaya koyuyor. Ancak mevcut felaket yönetimi sistemleri, FEMA'nın Stafford Yasası kapsamında olduğu gibi, fiziksel altyapı hasarına odaklandığı için ısıyı bir "afet" olarak tanımlamıyor.

Isı, hava durumu istasyonlarındaki termometrelerden ziyade radyant ısı, nem, rüzgar ve gölge gibi kümülatif faktörlerle tanımlanmalıdır. Peyzaj mimarisi ve kentsel tasarım süreçlerinde ısıya maruz kalma genellikle göz ardı edilmekte; imar yönetmelikleri ve sokak standartları bu hayati riski yönetmekten uzak kalmaktadır. Gibbons, bu sorunun çözümü için doğa temelli çözümlerin ve ısıl etkiyi azaltacak teşviklerin geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Araştırmacı, konuyu Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Değişikliği Konferansı'nda da gündeme taşımayı hedefliyor.