Khanna Schultz’dan Hamptons'ta Japon Mimarisinden İlham Alan Net-Pozitif Ev
New York merkezli Khanna Schultz stüdyosu, Japon estetiğiyle tasarlanan ve kendi enerjisini üreten bir konut projesini Amagansett’te hayata geçirdi. Proje, sürdürülebilir teknolojilerle minimalist yaşam felsefesini bir araya getiriyor.

New York merkezli mimarlık stüdyosu Khanna Schultz, Hamptons'ın Amagansett bölgesinde Japon mimarisinden esinlenen, net-pozitif enerji üreten bir konut tasarladı. Uzun yıllar Japonya'da yaşamış bir hayırsever için tasarlanan bu hafta sonu evi, ev sahibinin yurt dışındaki yaşam tecrübesini yansıtırken aynı zamanda aile için huzurlu bir sığınak işlevi görüyor. Proje, önceki yapının kaldırıldığı, üzerinde iki adet olgun crape myrtle ağacının bulunduğu çeyrek dönümlük bir arazide inşa edildi. Mimarlar, bu ağaçları tasarımın odak noktası haline getirerek, gövdelerinin organik dokusunu binanın yalın hatlarıyla dengeledi.
Yapı, L şeklinde iki katlı ve bodrum katlı bir kurguya sahip. Dış cephede rustik Japon binalarından esinlenilen, siyah boyalı, ısıl işlem görmüş ladin ağacı kullanıldı. "Kademeli vahiy" felsefesini benimseyen tasarımda, ön cephe daha kapalı tutulurken arka bahçeye bakan alanlar şeffaflaşıyor. Girişte yer alan ve bodrum katına ışık sağlayan ışık kuyuları, "metaforik bir hendek ve köprü" deneyimi sunarak iç mekan ile dış çevre arasında bağ kuruyor.
İç mekanlarda verimlilik ön planda tutulurken, ağartılmış meşe zeminler ve ışık filtreleyen ekranlar sakin bir atmosfer yaratıyor. Mobilya seçimleri arasında George Nakashima Studio imzalı yemek takımı ve Finn Juhl tasarımı bir koltuk dikkat çekiyor. Sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda ev, 23.25 kWh'lik çatı güneş enerjisi sistemiyle tükettiğinden daha fazla enerji üreterek şebekeye geri veriyor. Jeotermal ısıtma-soğutma sistemi ve enerji geri kazanımlı havalandırma sistemiyle desteklenen yapı, doğaya olan saygıyı mimari sadelikle birleştiriyor.