Kopenhag'ın Yeni Yüzen Topluluk Alanı Bedding 1 Tamamlandı

Danimarkalı mimarlık stüdyoları Arcgency ve MAST, Kopenhag'da Christiansholm adası kıyısında konumlanan yüzen bir topluluk alanı ve misafirhane tasarladı. Proje, şehrin denizcilik geçmişine atıfta bulunan ahşap yapısıyla dikkat çekiyor.

Kopenhag'ın Yeni Yüzen Topluluk Alanı Bedding 1 Tamamlandı

Danimarkalı mimarlık ofisleri Arcgency ve MAST, Kopenhag'da bulunan yapay Christiansholm adası açıklarında, Arsenalgraven kanalına demirlenmiş yüzen bir topluluk alanı ve konukevi olan Bedding 1'i tamamladı. Yerel olarak "Papirøen" veya "Kağıt Adası" olarak bilinen bölgedeki gelişimin bir parçası olan bu yapı, gelecekte üç yüzen yapıdan oluşması planlanan serinin ilk halkasını oluşturuyor. İlerleyen dönemde bu yapıların, yüzen bir bahçe ve çeşitli iskelelerle desteklenmesi hedefleniyor.

Arcgency ve MAST, yapının tasarımında bölgenin denizcilik mirasına odaklandı. Tasarım, bir zamanlar aynı alanda yer alan Kraliyet Danimarka Donanma Tersanesi'nin gemi indirmek için kullandığı ahşap kızaklardan esinleniyor. İnşaat süreci, Kopenhag şehir merkezindeki son aktif tersane olan Krohns Bådbyggeri tarafından gerçekleştirildi. Douglas göknarı ahşabından inşa edilen yapı, üst kısımda eloksallı çinko bir çatı ile tamamlandı.

Arcgency kurucusu Mads Møller, projenin suyla olan ilişkisini şu sözlerle açıklıyor: "Bedding 1, hem fiziksel hem de kavramsal olarak suya ait bir yapı olarak tasarlandı. Kanalı pasif bir sınır olmaktan çıkarıp; sakinleri, ziyaretçileri ve doğayı birbirine bağlayan, yaşanabilir ve dinamik bir kamusal alana dönüştürerek kentsel kıyı kullanımını yeniden tanımlıyor."

Toplam 230 metrekarelik bir alana yayılan iki katlı yapının üst güvertesi, rıhtım seviyesinde yer alarak etkinliklere ev sahipliği yapacak esnek bir topluluk alanı sunuyor. Rıhtımdan metal bir merdivenle ulaşılan alt seviyede ise ada sakinlerinin konukları için tasarlanmış iki daire bulunuyor. Bu daireler, teknelerin bağlanabildiği ve kanoların denize indirilebildiği, çatı ile korunan ahşap bir terasa açılıyor.

İç mekanlarda beyaz duvarlar ve açık renkli ahşap doğramalar, ferah ve aydınlık bir atmosfer yaratırken, büyük pencereler kanalın ve adanın manzarasını içeriye taşıyor. Møller, geniş çıkıntılı çatının binayı koruduğunu, manzarayı çerçevelediğini ve kamusal bir alanda ihtiyaç duyulan mahremiyet hissini sağladığını belirtiyor.