Ma Yansong: ABD ve Çin "Yenilik ve İnovasyon" Tutkusunu Paylaşıyor
MAD Architects kurucusu Ma Yansong, Los Angeles'ta tamamlanan Lucas Museum of Narrative Art projesi üzerinden mimarinin hayal gücü ve gerçeklik arasındaki rolünü değerlendiriyor.

Çinli mimar Ma Yansong, 2026 yılının en dikkat çekici projelerinden biri olan Kaliforniya'daki Lucas Museum of Narrative Art'ı tamamladı. Projenin açılışı vesilesiyle bir röportaj veren Ma, mimari yaklaşımını "hayal gücü ile gerçeklik arasında bir köprü" olarak tanımlıyor. Ticaret savaşları ve yapay zeka yarışıyla hızla değişen dünyada bu binanın sabit bir nokta görevi gördüğünü belirten mimar, projenin 12 yıllık bir süreçte iki farklı ülkede olgunlaştığını ifade ediyor.
Star Wars'un yaratıcısı George Lucas tarafından finanse edilen ve uzun süredir beklenen proje, Los Angeles'ta nihayete ermeden önce San Francisco ve Chicago gibi şehirlerde planlanmıştı. Ma Yansong, George Lucas ile olan iş birliğinin, her iki ismin de yüksek kültürden ziyade sıradan insanlara ait hikayelere olan ortak ilgisinden beslendiğini söylüyor. 51 yaşındaki mimar, mimarinin Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki benzerlikleri aydınlatma potansiyeli konusunda iyimser bir tavır sergileyerek, her iki ülkenin de yeniliğe, gençlere ve eğitime odaklandığını vurguluyor.
Ma Yansong'un kariyeri de bu küresel bakış açısını yansıtıyor. Pekin'de yetişen ve yenilikçiliğe olan ilgisiyle Yale bünyesinde yüksek lisansını tamamlayan mimar, Zaha Hadid’in parametrik mimarisine ilgi duyarak onun Londra'daki ofisinde çalıştı. Lucas Museum of Narrative Art'ın tamamlanması, Ma'nın bu tasarım prensiplerini yurt dışına taşıyarak bir tam daireyi tamamlamasını temsil ediyor. Müzenin binlerce beyaz polimer panelden oluşan kavisli dış cephesi fütüristik bir görünüm sunarken, Ma bu yapıyı bir "uzay gemisi" yerine, hayal gücünün kalıcı bir sembolü olan "bulut"a benzetmeyi tercih ediyor.
Peyzaj stüdyosu SLA ile birlikte tasarlanan geniş park alanı, müzenin bir uzantısı olarak kurgulandı. Ma, binanın organik formlarını "sürreal doğa" olarak adlandırırken, kentsel ortama doğal öğeleri dahil etmeyi amaçlıyor. Müzedeki açık hava kubbesi gibi alanlar, ziyaretçilerin gökyüzüne bakarak evrenle bireysel bir bağ kurmasını hedefleyen "anlatısal mimari" (narrative architecture) anlayışının bir parçası olarak öne çıkıyor. Mimar, geleceğin sadece fütüristik değil, aynı zamanda sıcak ve davetkar olması gerektiğinin altını çiziyor.