Metamodern Mimari Nedir? Postmodern İroni ve Yeni Bir Samimiyet Arasında

Mimar Paulo Martins Barata, Avrupa mimarisinin 2008 yılından bu yana postmodernizmin ironisi ile modernizmin rasyonalizmi arasında yeni bir yol izlediğini öne sürüyor. Bu yaklaşım, mimari disiplinde metamodern bir dönemin kapılarını aralıyor.

Metamodern Mimari Nedir? Postmodern İroni ve Yeni Bir Samimiyet Arasında

Porto merkezli yayınevi Circo de Ideias tarafından kısa süre önce yayımlanan, sarı kenarlı kapak tasarımıyla dikkat çeken kitapta, Promontório’nun kurucu ortaklarından mimar Paulo Martins Barata, yirminci yüzyılın şiddetli disipliner tartışmalarını şekillendiren iki ana akımın ötesine geçen bir iddiayı ortaya koyuyor. "The Language of Metamodern Architecture" (Metamodern Mimarinin Dili) başlıklı çalışma, adını Charles Jencks’in 1977 tarihli, modern mimarinin ölümünü ilan eden ikonik eseri "The Language of Post-Modern Architecture" kitabından ironik bir şekilde alıyor.

Barata, Jencks’in Pruitt-Igoe konut projesinin yıkımıyla (15 Temmuz 1972) modernizmin bittiğini ilan etmesine karşılık, mimarlık dünyasının 2008 yılı civarında resmi olarak onaylanmayan ikinci bir kırılma daha yaşadığını savunuyor. Ona göre mimarlık, o tarihten bu yana bu ikinci "ölümün" ardından ortaya çıkan yeni bir zeminde, büyük ölçüde farkında olmadan yaşamını sürdürüyor.

"Metamodernizm" terimi, aslında kültürel teoriden mimariye taşınan bir kavramdır. Hollandalı teorisyenler Timotheus Vermeulen ve Robin van den Akker, 2010 tarihli "Notes on Metamodernism" adlı makalelerinde, bu yaklaşımın hem postmodern ironiyi hem de modernizmin samimiyetini birleştiren, ancak ikisine de tam olarak sabitlenmeyen bir duyarlılık olduğunu belirtmişlerdir. Barata, Avrupa’da Büyük Resesyon sonrası üretilen mimari pratiğin, disiplin içerisindeki bu karmaşık ve iki uç arasındaki arayışını belgeleyerek, yeni bir dönemin dilini tanımlamaya odaklanıyor.