Milan Tasarım Haftası 2026: Editörlerin Gözünden Öne Çıkan Tasarım Trendleri
AD editörlerinin gözlemleriyle Milan Tasarım Haftası 2026, canlı renk paletlerinden yapısal dokumalara ve taş kullanımındaki yeni yaklaşımlara kadar ilham verici bir seçki sunuyor.

Milan Tasarım Haftası 2026, hem Salone del Mobile fuarındaki ana sunumlar hem de şehir genelindeki sergilerle, tasarım dünyasının geleceğine dair önemli ipuçları verdi. Mimari ve iç mekân tasarımının küresel otoriteleri, bu yılki etkinlikte öne çıkan üç ana eğilimi detaylandırdı.
Etkinliğin en belirgin görsel unsurlarından biri, "kanarya sarısı" olarak adlandırılan canlı tondu. Fendi Casa, Naki Sumo yan sehpası ve bar tasarımında bu neşeli rengi kullanırken, Cassina, Patricia Urquiola imzalı Ardys koltuk sistemi ve yeniden üretilen 1960 model Panton Peacock sandalyesi ile bu akıma katıldı. B&B Italia ise Richard Sapper tasarımı Nena katlanır sandalyeyi aynı renkle sundu.
Bir diğer önemli eğilim, dokumanın dekoratif bir unsur olmaktan çıkıp yapısal bir tasarım diline dönüşmesi oldu. Loro Piana’nın "Studies, Chapter I: On the Plaid" projesi ve Jacopo Foggini’nin Edra için tasarladığı Dilly lambası, geleneksel tekniklerin endüstriyel bağlamda nasıl dönüştürülebileceğini gösterdi. Bu yaklaşım, sadece bir estetik tercih değil, aynı zamanda yapım sürecinin tasarım anlatısının merkezine yerleştiği yeni bir yöntem olarak öne çıktı.
Taş kullanımı ise bu yıl mekânsal bir dil olarak yüceltildi. B&B Italia, Mies van der Rohe’den ilham alan modernist bir kurguda renkli mermer bölücülerle perspektifi yeniden tanımlarken; Hannes Peer ve Margraf iş birliği, taşın mat ve gözenekli dokusuyla tüm mekânı saran bir mimari dil oluşturdu. Hermès ise mermeri işçilikle birleştirerek zarif mobilya tasarımlarına dönüştürdü.
Bu gözlemler, 2026 yılında tasarımın geleneksel yöntemlerle modern teknolojiyi birleştiren, mekânsal ilişkilere odaklanan ve duygusal etkiyi güçlendiren bir yöne evrildiğini kanıtlıyor.