MRTN Architects, Melbourne’deki Laneway House’u kırmızı tuğlalı hacimlerle genişletti

MRTN Architects, Melbourne'ün tarihi sokak dokusundan esinlenen kolaj yaklaşımıyla bir Viktorya dönemi teras evini yeniden yorumladı. Proje, hem malzeme çeşitliliği hem de esnek kullanım alanlarıyla dikkat çekiyor.

MRTN Architects, Melbourne’deki Laneway House’u kırmızı tuğlalı hacimlerle genişletti

Avustralyalı stüdyo MRTN Architects, Melbourne’ün Carlton banliyösünde yer alan bir Viktorya dönemi teras evini genişleterek Laneway House projesini tamamladı. Proje, kırmızı tonlu tuğla, ahşap ve metalin bir araya geldiği bir "kolaj" formlar bütünü olarak tasarlandı. Evin bulunduğu bölge, arka kısımları çeşitli küçük ölçekli eklentiler, müştemilatlar ve barakalarla tanımlanan Viktorya dönemi sokak ağlarıyla çevrili kendine has bir karaktere sahip. MRTN Architects direktörü Antony Martin, bu dokuyu anlamak adına bölgedeki eklentileri inceleyen kapsamlı bir fotografik araştırma yürüttüklerini belirtti.

Proje, bahçenin sonunda birbirine eklemlenen bir hacim kümesi olarak kurgulandı. İki katlı ana hacim, kendi özel girişi ve garajıyla sokakla doğrudan ilişki kuruyor. Bu bağımsız kurgu, evin gelecekteki yaşam değişikliklerine uyum sağlaması ve "yerinde yaşlanma" (ageing-in-place) stratejisini desteklemesi hedeflenerek tasarlandı. Kavisli köşelere sahip kırmızı tuğla bir kaide üzerine oturan bu yapı, güney cephesinde koyu kırmızı kenetli metal kaplama, doğu cephesinde ise ahşap panellerle kontrast oluşturuyor.

Eski ve yeni yapı arasındaki bağlantı, tuğla karolarla kaplı ve iki beton sütunla desteklenen dar bir galeri mutfak aracılığıyla sağlanıyor. Bu mutfak alanı, dar bir alana sahip arazide hem bağlantı koridoru hem de mutfak olarak işlev görüyor. Mimar Martin, tasarımın merkezine konumlandırılan yeşil alanı, mevcut evden ve yeni yaşam alanlarından erişilebilen bir sığınak olarak tanımlıyor.

Eklentinin üst katında yer alan ebeveyn yatak odası ve çalışma odası, kuzey ışığından faydalanırken aynı zamanda sokak manzarasına hakim bir konumda bulunuyor. Zemin kat, taş zeminler ve brüt beton-tuğla duvarlarla daha sağlam ve dokusal bir his verirken, üst katlar beyaz duvarlar ve açık renkli ahşap marangozluk detaylarıyla daha ferah bir atmosfere sahip.