Richard ve Su Rogers'ın Londra'daki Sembolik Evi Ulusal Mirasa Bağışlandı
Wimbledon'daki 22 Parkside adlı modernist konut, korunması amacıyla The National Trust'a devredildi. Richard ve Su Rogers tarafından tasarlanan yapı, mimarın sonraki ikonik projelerinin prototipi olarak kabul ediliyor.

Londra'nın Wimbledon bölgesinde yer alan ve Richard ile Su Rogers tarafından 1960'ların sonunda tasarlanan modernist 22 Parkside evi, koruma kuruluşu The National Trust'a devredildi. Rogers ailesinin mülkiyetinden çıkan yapı, bundan böyle The National Trust bünyesinde düzenlenecek etkinlikler ve rehberli turlar ile ziyaretçilere açılacak. Evin kamuya ilk açılışı, Londra'daki Open House festivali kapsamında gerçekleştiriliyor.
Twentieth Century Society, Grade II statüsünde tescilli olan bu modernist başyapıtın ulusa kazandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kuruluşun direktörü Catherine Croft, yapıyı endüstriyel binalarda kullanılan çelik çerçeveler, otobüs pencereleri ve soğutuculu kamyonlardan alınan yalıtım panelleriyle oluşturulmuş, Britanya'daki konut mimarisi içinde eşsiz bir prefabrik prototip olarak tanımladı. Croft ayrıca, bu küçük asit sarısı pavyonun, Rogers'ın Centre Pompidou ve Lloyd's of London gibi dünya çapındaki öncü mimari çalışmalarının temelini oluşturduğuna dikkat çekti.
Tek katlı olarak kurgulanan ev, prefabrikasyonun konut üretimini nasıl hızlı ve uygun maliyetli hale getirebileceğini göstermek üzere sarıya boyanmış çelik bir çerçeve ve cam cephelerle tasarlandı. Richard Rogers'ın oğlu Ben Rogers, yapının sadece bir aile evi olmadığını, ebeveynlerinin daha sonra dünyaya mal olan mimari fikirlerini ilk kez test ettikleri bir laboratuvar işlevi gördüğünü belirtti. Pritzker Mimarlık Ödülü sahibi Richard Rogers, 2013 yılında verdiği bir röportajda, 22 Parkside'ın kariyerindeki projelerin çoğuna ilham verdiğini ifade etmişti.