Saraiva + Associados Mimarlıkta Yapay Zekayı Tasarım Sürecine Nasıl Entegre Etti?
Portekiz’in en büyük mimarlık bürolarından Saraiva + Associados, konut projelerindeki bütçe baskılarına karşı mimari kaliteden ödün vermemek için yapay zekayı tasarım süreçlerine dahil ediyor. Geometrik sadakati koruyan Visoid aracı sayesinde firma, maliyetli uzlaşıların önüne geçerek kararları henüz tasarım aşamasındayken optimize ediyor.

Portekiz genelinde konut ihtiyacı her geçen gün artarken, mimari kaliteden ödün vermeden yeni konut projeleri üretmek her zamankinden daha zor bir süreç haline geliyor. Lizbon merkezli mimarlık pratiği Saraiva + Associados (S+A), 30 yıllık mesleki deneyimi ve 100’den fazla çalışanıyla dokuz farklı ülkede faaliyet gösteren, Portekiz'in sadece mimarlık odaklı en büyük bürosu konumunda bulunuyor. Firma, konut üretimi ile mimari nitelik arasındaki bu genişleyen açığı kapatmak amacıyla son iki yıldır yapay zeka teknolojilerini tasarım ve karar alma süreçlerine entegre etmek üzere kapsamlı çalışmalar yürütüyor. Birçok uluslararası mimarlık pratiğinde olduğu gibi başlangıçta meraktan doğan bu yapay zeka denemeleri, zamanla S+A'nın tasarım kararlarını şekillendiren ve müşterilere maliyetli uzlaşılar ortaya çıkmadan önce tasarım tercihlerinin sonuçlarını açıkça gösteren stratejik bir araca dönüştü.
Ofis bünyesinde yürütülen ilk aşama değerlendirmelerinde, piyasadaki birden fazla yapay zeka görselleştirme aracı geniş kapsamlı bir teste tabi tutuldu. Ancak mimarlar, bu süreçte sürekli olarak "geometri kayması" (geometry drift) olarak adlandırılan ciddi bir sorunla karşılaştılar. S+A Operasyon Direktörü (COO) ve Mimarı Luís Barros, yaşadıkları ilk deneyimleri anlatırken, "Çalıştırdığımız ilk testler oldukça çılgıncaydı. Bir tasarımcının bir ev için net bir konsepti vardı, ancak sürecin sonunda ortaya çıkan şey tamamen kontrolden çıkmış, bambaşka ve tutarsız bir yapıya dönüşmüştü" sözleriyle bu durumu ifade ediyor. O dönemde kullanılan yapay zeka araçları görsel üretme konusunda başarılı olsalar da, mimari konseptin temel çizgilerine ve özgün fikre sadık kalma konusunda yetersiz kalıyordu.
Mimari tasarımın özgün yapısını korumanın önemine dikkat çeken S+A Kıdemli Ortağı ve Mimarı Tiago Tavares, büro olarak benimsedikleri yaklaşımı şu sözlerle dile getiriyor: "Bizim için mesele hiçbir zaman maliyetleri düşürmek adına tasarımdan ödün vermek olmadı. Asıl amaç; mimari kaliteyi, bütçeyi ve teslim süresini dengede tutan gerçekçi bir çerçeve dahilinde tasarım yapabilmektir." Eğer bir yapay zeka aracı yalnızca görsel olarak çekici bir imge üretmek adına mimari konsepti değiştiriyor veya deforme ediyorsa, elde edilen görselleştirmenin mimarlık pratiği açısından hiçbir işlevsel değeri kalmıyordu.
Denemelerden vazgeçmeyen S+A ekibi, araçları firmanın gerçek iş akışlarıyla test etmek üzere 12 kişiden oluşan özel bir dahili araştırma grubu kurdu. Bu araştırma sürecinde mimarlardan Manuel Banazol, Luís Barros ve Tiago Tavares'in liderliğindeki ekipte yer alan bir test kullanıcısı Visoid isimli aracı gündeme getirdi. Diğer platformların aksine Visoid, modelin geometrisini korumayı başarıyor, mimari konsepti birebir takip ediyor ve buna uygun yüksek kaliteli görseller üretiyordu. Luís Barros, bu keşfi değerlendirirken, "Müşterilerimizin taleplerini titizlikle takip etmeye büyük önem veriyoruz; bu nedenle Visoid gibi bir aracın iş akışımıza mükemmel bir şekilde uyum sağladığını görmek bizim için hiç de zor olmadı" ifadelerini kullanıyor.
Visoid, doğrudan mimarlar için geliştirilmiş özel bir görselleştirme aracı olarak öne çıkıyor. Yapay zeka teknolojisini kullanan platform, geleneksel görselleştirme iş akışlarına veya uzmanlık gerektiren karmaşık yazılımlara ihtiyaç duymadan, tasarım modellerini dakikalar içinde yüksek kaliteli görsellere dönüştürüyor. S+A için bu aracın sağladığı temel değer, yalnızca hızlı görsel üretmekle sınırlı kalmadı. Asıl kazanım, yapılan görselleştirmenin orijinal tasarıma sadık kaldığından emin olarak farklı mimari kararları güvenle test edebilme yeteneği oldu. Tiago Tavares bu süreci şöyle açıklıyor: "Her proje, başlangıçta müşteriyle birlikte belirlediğimiz net hedefler doğrultusunda şekillenir. Bu da sürekli olarak fikirleri test etmeyi, malzemeleri optimize etmeyi ve tasarımı rafine etmeyi gerektirir. Visoid, bu alternatifleri neredeyse anında keşfetmemize olanak tanıyor. Bir seçeneği görselleştirmek için günlerce beklemek yerine, farklı çözümleri müşterimizle anında tartışabiliyoruz."
Portekiz'deki konut pazarının mevcut durumu, yapay zekanın sunduğu bu analitik imkanları daha da kritik hale getiriyor. Magazin basınında Cristiano Ronaldo ve Georgina Rodrígues'in Cascais'te satın aldığı yaklaşık 25 milyon avro değerindeki yeni mülk —ki bu rakam Portekiz'in en pahalı özel konutu olma niteliği taşıyor— geniş yer bulsa da, ülkedeki orta segment konut piyasasındaki gerçekler çok daha farklı bir tablo sunuyor. Portekiz Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) verilerine göre, aile konutlarının metrekare satış fiyatı 2026 yılının ilk çeyreğinde 2025'in aynı dönemine göre %19,8 oranında artış gösterdi. Ülke genelinde ortalama metrekare fiyatı 2.337 avroya ulaşırken, Büyük Lizbon bölgesinde bu rakam 3.836 avro seviyesine yükseldi. Eurostat verileri ise Avrupa Birliği genelinde konut inşaat maliyetlerinin 2026 yılının ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %5 arttığını ortaya koyuyor.
Müşterinizin beş kez Ballon d'Or kazanmış bir futbolcu olmadığı durumlarda, bugün pek çok mimarlık bürosu işte bu zorlu ekonomik koşullar altında tasarım yapmak zorunda kalıyor. Bütçelerin kısıtlandığı bu süreçte, tasarım stüdyosu ile şantiye arasındaki aşamalarda sıklıkla bir malzeme değiştiriliyor, bir detay basitleştiriliyor ve konsept zamanla özgünlüğünü yitiriyor. Tiago Tavares konut mimarisindeki bu dengenin önemini şu sözlerle açıklıyor: "Konut mimarisindeki en büyük zorluklardan biri, çeşitlilik ile verimlilik arasındaki doğru dengeyi kurabilmektir. Tasarımın ve mekânların işlevinin niteliğini bozmadan, inşaat sistemlerini mümkün olan en erken aşamada öngörmemiz ve optimize etmemiz gerekiyor. Visoid, test edilen çıktıların yüksek sadakatini koruyarak bunu yapmamıza imkan tanıyor. Erken aşamada farklı malzemeleri, konfigürasyonları ve çözümleri test ederek, proje ilerlemeden önce daha doğru kararlar alabiliyoruz."
S+A bürosu yapay zeka teknolojisini projelerin iki farklı aşamasında aktif olarak kullanıyor: İlk olarak, mimarların farklı anlatımları, malzemeleri ve atmosferleri değerlendirdiği erken tasarım keşfi aşamasında; ikinci olarak ise malzeme değişikliklerinin, cephe revizyonlarının ve inşaat optimizasyonlarının gündeme geldiği detaylı tasarım aşamasında. Projede yapılan her bir değişiklik, hem finansal hem de mimari açıdan doğrudan sonuçlar doğuruyor. Geleneksel yöntemlerde bu tartışmalar teknik çizimler veya uzun süren görselleştirme döngülerine dayanıyordu; bu durum ise mimar olmayan paydaşların ve müşterilerin, görünüşte küçük olan kararların yapının bütünü üzerindeki mimari etkilerini anlamasını oldukça zorlaştırıyordu. S+A, yapay zekayı bir "tasarım iletişim aracı" olarak konumlandırarak mimarların malzeme alternatiflerini gerçek zamanlı olarak karşılaştırmasına, farklı bir cephe sisteminin yapının algısını nasıl değiştirdiğini göstermesine ve belirli bir kaplamanın projenin mimari amacına nasıl zarar verebileceğini açıkça anlatmasına imkan sağlıyor.
Bu yaklaşım değişimi, Lizbon çevresinde halen yapımı devam eden üç büyük konut projesinde somut bir şekilde gözlemlenebiliyor. Görselleştirmeler, henüz değişiklik yapmak için vakit varken mimari kararları değerlendirmek amacıyla kullanıldı. İlk örnek olan Moita projesinde temel soru, inşaat verimliliğini düşürmeden çeşitliliğin nasıl sağlanacağıydı. Tejo Nehrinin (Tagus River) güney kıyısında yer alan Moita projesi, zemin üstünde 23.500 metrekare (252.952 fit kare) alana yayılan toplam 240 daireden oluşuyor. Buradaki temel zorluk, rasyonel bir yapım sistemi içinde kalarak tekrara düşmeyen ancak ekonomik olan modüler bir mimari dil geliştirmekti. Tasarım ekibi, kütle modellerinden itibaren cephe malzemelerini, yüzey kaplamalarını ve tekrarlayan mimari elemanları test ederek verimli bir inşaat düzeni dahilinde ne kadar varyasyon elde edilebileceğini önceden keşfetti.
İkinci proje olan Sintra'da ise zorluk farklı bir nitelik taşıyordu: Üç ayrı bloğun görsel olarak birbirinin aynısı olmasını engelleyerek ortak bir mimari kimlik kazanmasını sağlamak. Proje, zemin üstünde 51.500 metrekare (554.341 fit kare) alanda yükselen üç konut kulesini ve toplam 498 daireyi kapsıyor. Mimarlar, erken aşamada tek bir tasarıma bağlı kalmak yerine üç bina için çok sayıda malzeme, aydınlatma koşulu ve renk paleti kombinasyonunu yapay zeka yardımıyla değerlendirdi. Bu süreç, nispeten küçük değişikliklerin tüm yerleşke genelinde tutarlı bir mimari dili korurken her bir kuleye nasıl özgün bir karakter kazandırabileceğini keşfetmelerini sağladı.
Üçüncü örnek olan Bela Vista projesinde yapay zeka, tasarım sürecinin daha erken aşamalarında malzeme yapısını ve atmosferi test etmenin ana aracı haline geldi. Lizbon kent merkezine daha yakın bir konumda yer alan Bela Vista projesi, zemin üstünde 20.500 metrekare (220.660 fit kare) alanda 211 daireyi barındırıyor. Ekip, detaylı tasarım başlamadan çok önce hem dış mekan malzeme kararlarını hem de iç mekan atmosferini incelemek için yapay zekadan yararlandı. Gündüz ve gece görünümleri, lobi iç mekanları ve cephe uygulamaları yinelemeli bir tasarım sürecinin parçası olarak değerlendirildi. Görselleştirmeyi nihai bir sunum aracı olarak görmek yerine mimarlar; malzemenin binanın karakterini nasıl değiştirdiği, farklı ışık koşullarında iç mekan atmosferine ne olduğu ve cephe uygulamasının mimari amacı destekleyip desteklemediği sorularına yanıt aradı. Sonuç olarak mimarlar ve müşteriler, henüz ayarlama yapma imkanı varken tasarım kararlarında daha erken aşamada uzlaşabildi.
Bütçeler daraldığında genellikle ilk feda edilen unsur mimari kalite oluyor. S+A, yapay zekanın bu uzlaşıları kalıcı kayıplara dönüşmeden önce görünür kılarak denklemi değiştirdiğine inanıyor. S+A Pazarlama Müdürü Manuel Banazol'un aktardığı verilere göre, eskiden hazırlanması bir haftayı bulabilen 12 adet görselleştirmeden oluşan bir set, artık bu sürenin çok küçük bir diliminde üretilebiliyor. Görselleştirme türüne bağlı olarak iç kaynak tasarrufunun %80 ile %90 seviyelerine ulaştığı belirtiliyor. Ancak S+A mimarları için hız, temel amaçtan ziyade sürecin getirdiği doğal bir sonuç niteliğinde. Tiago Tavares bu dönüşümü şu sözlerle tamamlıyor: "Bugün yapay zekadan kaçınmak büyük bir hata olurdu. Bu araçlar daha fazla fikri test etmemize, müşterileri sürece daha erken dahil etmemize ve birlikte daha doğru kararlar almamıza olanak tanıyor. En nihayetinde bize asıl önemli olan şeye, yani mimarinin kalitesine odaklanmak için daha fazla zaman kazandırıyor." Son iki yılda yapay zeka S+A için bir deney olmaktan çıkıp tasarım sürecinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Tavares, "Teknolojinin sadece zaman tasarrufu sağlamadığını, müşterilerle iletişimimizi geliştirdiğini ve daha erken karar almamıza yardımcı olduğunu fark ettiğimizde ona güvenmeye başladık. İşte o zaman bunun sadece bir görselleştirme aracı değil, yaratıcı sürecin bir parçası olduğunu anladık" diyor.