Sıcak Peyzajların Görünmeyen Ekonomik ve Sosyal Maliyeti

Kentsel ısı artışına neden olan tasarım kararları, sağlık sistemlerinden enerji altyapısına kadar uzanan devasa dışsal maliyetler yaratıyor. Uzmanlar, doğa temelli çözümlerin bir 'lüks' değil, ekonomik bir zorunluluk olduğunu vurguluyor.

Sıcak Peyzajların Görünmeyen Ekonomik ve Sosyal Maliyeti

ASLA İklim ve Biyoçeşitlilik Eylem Üyesi ve peyzaj mimarı Keenan Gibbons, kentsel alanlarda tasarım kararlarının yüzey sıcaklıkları üzerindeki doğrudan etkisini ve bu durumun yarattığı ekonomik dışsallıkları analiz ediyor. Termal dronlar kullanarak yaptığı araştırmalarda, geleneksel siyah bir bina çatısında 86°C gibi ekstrem yüzey sıcaklıkları kaydeden Gibbons, bu ısının projelerin bütçelerine yansıtılmadığını, ancak hastaneler, sigorta şirketleri ve hane halkı tarafından "görünmez maliyetler" olarak ödendiğini belirtiyor.

Peyzaj kararları; kaldırım rengi, malzeme seçimi, ağaç gölgelikleri ve güneş ışığına maruz kalma düzeyi gibi unsurlarla aslında termal birer karar niteliği taşıyor. Ancak bir otopark sahibi veya geliştirici, maliyetleri kısmak için yeşil alanları en aza indirmeyi tercih ettiğinde, ortaya çıkan ısı sorunu toplumun omuzlarına yükleniyor. Bu durum; artan soğutma talebi, acil servis başvuruları, ısıya bağlı ölümler ve iş gücü verimliliğindeki kayıplar şeklinde geri dönüyor. ABD verilerine göre, aşırı ısı her yıl yaklaşık 235.000 ek acil servis ziyareti ve 56.000’den fazla hastaneye yatışla sonuçlanırken, sağlık harcamaları milyar dolarları buluyor.

Gibbons, bu sorunun temelinde finansal teşviklerin yanlış kurgulanmış olmasının yattığını ifade ediyor. Fırtına drenaj sistemleri standart bir altyapı olarak kabul edilip bütçelenirken, ağaçlar, yağmur bahçeleri veya biyolojik hendekler hala birer "peyzaj öğesi" veya "lüks" olarak görülüyor. Oysa bu yeşil müdahaleler yüzey sıcaklıklarını düşürme, enerji talebini azaltma ve kamu sağlığını iyileştirme gibi kanıtlanmış hizmetler sunuyor. Ancak ağacı diken kurum ile sağlık harcamalarındaki düşüşten fayda sağlayan kurumun farklı olması, önleyici yatırımların hayata geçirilmesini zorlaştırıyor.

Sonuç olarak, ısıya bağlı yıllık yaklaşık 220 milyar dolarlık verimlilik kaybı, aslında kentsel tasarımın bir muhasebe problemi olduğunu gösteriyor. Isının materyal ve ekonomik bir durum olduğu kabul edilmedikçe, gelecekte de bu maliyetler ödenmeye devam edecek. Çözüm ise ısıyı yutan ve hapseden altyapılar yerine, onu dağıtan ve azaltan doğa temelli peyzaj yaklaşımlarını bir zorunluluk olarak sisteme dahil etmekten geçiyor.