St. Lawrence Nehri Kıyısında Radikal Bir Dönüşüm: Promenade Samuel-De Champlain
Québec City'nin 400. kuruluş yıl dönümü anısına başlatılan bu kıyı düzenlemesi, endüstriyel altyapıyı yeniden kurgulayarak nehri kent yaşamının merkezine taşıyor. Daoust Lestage Lizotte Stecker imzalı proje, üç aşamalı bir süreçle devasa bir kamusal alanı kente kazandırıyor.

Québec City’nin 1608 yılında St. Lawrence Nehri’nin dar geçidinde kurulmasının 400. yıl dönümünü kutlamak amacıyla Québec Eyaleti tarafından başlatılan proje, kentin çehresini değiştiren bir hediye niteliği taşıyor. 4,2 millik (yaklaşık 6,7 kilometre) bir alanı kapsayan Promenade Samuel-De Champlain, daha önce ihmal edilmiş ve yoğun altyapı bariyerleriyle çevrili endüstriyel bir kıyı şeridini, nefes alan bir kentsel peyzaja dönüştürüyor. Montreal merkezli tasarım ofisi Daoust Lestage Lizotte Stecker (DLLS) tarafından yürütülen bu geniş ölçekli çalışma, 2008 yılında başlayan ve 2023 yılında tamamlanan üç aşamalı bir sürecin ürünüdür.
Projenin başarısındaki en önemli etken, DLLS ekibinin nehirle kentsel doku arasındaki fiziksel ayrımı ortadan kaldırma konusundaki kararlılığıdır. Tipik kıyı projeleri mevcut otoyol ve demiryolu hatlarının etrafında çözümler üretmeye çalışırken, DLLS ekibi bu ulaşım koridorlarını yeniden konumlandırmayı seçmiştir. DLLS bünyesinde iletişim ve strateji yöneticisi olan mimar Grégory Taillon, "St. Lawrence, Québec City için çok büyük bir peyzaj değeridir ve projenin ilk hedefi, nehre hak ettiği tüm alanı geri vermektir" diyerek tasarım felsefesini özetlemektedir.
Nehir kıyısı ile kentin kurulduğu yamaç arasında yer alan lineer park; yaya ve bisiklet yolları ile birbirine bağlanan, farklı deneyimler sunan bir dizi alandan oluşmaktadır. Parkın bir ucunda bir gözlem kulesi, diğer ucunda ise piknik ve spor alanları yer alırken; orta bölümlerde kumsallar, yüzme havuzları, bataklıklar, çayırlar, sanatsal yerleştirmeler ve bahçeler bulunmaktadır. Tasarımda yer alan enine yollar, parkın sadece uzunlamasına bir koridor değil, aynı zamanda arkeolojik parkurlar ve oyun alanları gibi inland (iç) fonksiyonlarla derinlik kazanan bir yapı olduğunu hatırlatır.
Projenin hayata geçirilmesindeki en radikal hamle, trafiğin ve demiryolu ağının yeniden kurgulanmasıdır. Peyzaj mimarı ve DLLS ortağı Lucie Bibeau, başlangıçta bölgenin nehri kente bağlamak için yetersiz olduğunu belirtir. Yapılan düzenleme ile saatte 55 mil hızla ilerleyen eski otoyol, hızın 40 mile düşürüldüğü dört şeritli bir bulvara dönüştürülmüştür. Bu sayede yol kenarındaki güvenlik bariyerleri kaldırılabilmiştir. Demiryolu hattı ise kıyıdan tamamen uzaklaştırılarak yamacın dibine çekilmiş ve 37 dönümlük ek bir alanın parka dahil edilmesi sağlanmıştır.
Estetik ve akustik bütünlüğü sağlamak için yerel malzemelerden de yararlanılmıştır. Özellikle Station de la Plage bölgesinde kullanılan, yerel siyah granitle kaplı eğimli bir duvar, dinlenme alanları ile trafik arasında hem görsel hem de işitsel bir tampon görevi görür. Mimar Eric Lizotte, bu duvarın escarpment (yamaç) yapısıyla uyumlu, akışkan ve zarif bir doku oluşturduğunu vurgular. Park genelinde kullanılan bitkilendirme stratejisi, yerel ve ortama adapte olmuş türleri bir araya getirerek hem görsel bir bütünlük sağlar hem de nehirle kentsel dokuyu birbirine bağlar.
Promenade Samuel-De Champlain, yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil, aynı zamanda kentsel ölçekte nehrin bir peyzaj unsuru olarak yeniden konumlandırılmasıdır. Proje, altyapı zorunluluklarının kentsel estetikten ödün vermeden nasıl yönetilebileceğine dair küresel bir model oluşturmaktadır.