Studio Ghibli Dünyalarında Eve Dönüş Ritüeli ve Mekânsal Hafıza
Moises Carrasco, Studio Ghibli filmlerindeki mimari kurguların eve dönüşün gündelik ritüelleri ve zihinsel mekân kavramıyla kurduğu bağı inceliyor. Gaston Bachelard, Juhani Pallasmaa ve Arnold van Gennep'in teorilerine dayanan analiz, çizgi dünyaların mekânsal hafızamızı nasıl harekete geçirdiğini ortaya koyuyor.

Her akşam eve varıp kapıyı açmak ve içeri girmek, gündelik yaşamın sıradan bir eylemi gibi görünse de ardında karmaşık psikolojik ve mimari yapılar barındırır. ArchDaily için Moises Carrasco tarafından kaleme alınan makale, Studio Ghibli'nin canlandırılmış dünyalarının, zihnimizdeki eve dönüş ritüelleri ve mekânsal hafızayla kurduğu ilişkiyi mercek altına alıyor. Gaston Bachelard'ın bir evin insan hayatındaki psikolojik ağırlığını okuma disiplini olarak tanımladığı "topoanaliz" kavramına atıfta bulunulan çalışmada, çocukluk evinin köşeleri, merdivenleri ve tavan aralarının beden hafızasına kazındığı vurgulanıyor. Bachelard'ın "felicitous space" (korunaklı ve mutlu mekân) olarak adlandırdığı bu alanlar, fiziksel gerçeklik ile hayal gücü ve rüyaların kesiştiği küçük birer kozmos niteliği taşıyor.
Juhani Pallasmaa da mimari yapıların madde ve Öklid geometrisi dünyasında inşa edildiğini, ancak yaşanan mekânın her zaman fizik ve geometri kurallarını aştığını belirtir. Pallasmaa'ya göre materyal ve zihinsel dünyalar birbirinden ayrı değil, iç içe geçmiş durumdadır. Studio Ghibli'nin My Neighbor Totoro filminde iki kız kardeşin yeni evlerine taşındıklarında karşılaştıkları is ruhları (soot spirits), Bachelard'ın tarif ettiği durumu somutlaştırır. Boş bir evin henüz hafıza birikmeden önce bile beklentiler ve umutlarla yarı yarıya dolu olduğunu gösteren bu kurgu, mekânın yalnızca doldurulmayı bekleyen fiziksel bir boşluk olmadığını ortaya koyar.
Evin içine adım atmak da mimari açıdan nötr bir eylem değildir. Arnold van Gennep'in geçiş ritüelleri için tanımladığı üç aşama —önceki durumdan ayrılma, eşik/geçiş (liminal) aşaması ve yeni duruma katılma/bütünleşme— eve dönüş eylemiyle örtüşür. Kapı önünde durmak dış dünyadan ayrılmayı, kapıyı açıp eşikten geçmek kutsal ile kutsal olmayan (profane) arasındaki geçiş anını, ayakkabıları çıkarıp odaya yerleşmek ise özgün kozmosa katılımı temsil eder. Japonya'daki Şinto Torii kapılarının arkasındaki alanın kutsallığını görsel olarak simgelemesi gibi, ev kapısı da yalnızca mimari bir detay değil, sembolik bir kapı işlevi görür.
Studio Ghibli filmleri bu ritüel yapısını anlatılarının merkezine yerleştirir. Spirited Away filminde Chihiro'nun ruhlar dünyasına geçmek için bir köprüden geçmesi ve hamam yapısının onun gelişimine paralel olarak mekânlarını kademeli sunması buna bir örnektir. Howl's Moving Castle yapıtında ise Sophie, büyüleyici bir eşikten şatoya adım atar; şatonun iç mekânı Büyücü Howl'ın iç dünyasını temsil ederken, Sophie alanı temizledikçe bu yeni gerçekliğe uyum sağlar. Filmler ayrıca izleyiciye sessizlik anları sunar; Spirited Away'de Chihiro'nun trende diyalogsuz oturduğu 4 dakikalık sahne veya Howl's Moving Castle'da Sophie'nin şömine karşısında oturduğu 1 dakikalık çekim, Susan Napier'ın belirttiği "mono no aware" (sıradan anların geçiciliğine yönelik duyarlı bir farkındalık) kavramını yansıtır.
"The Lure of Escapism in Architecture and Alternative Worlds" başlıklı ArchDaily teması kapsamında yayımlanan bu inceleme, üretkenlik odaklı modern yaşamda Studio Ghibli'nin sunduğu bu dingin mekânsal anların, mimarlar için sevilmeye ve her akşam geri dönülmeye değer dünyalar inşa etme konusunda bir hatırlatma olduğunu vurguluyor.