Studio Weave, Londra'da Yeniden Kullanılmış Taştan Tuvalet Bloğu Tasarladı

Westminster Belediye Meclisi tarafından görevlendirilen Studio Weave, Maida Hill'deki eski tuvalet bloğunu düşük karbonlu ve onurlu bir yapı ile yeniledi. Proje, kentteki atıl durumdaki kaynakları değerlendirerek kamusal altyapının önemine dikkat çekiyor.

Studio Weave, Londra'da Yeniden Kullanılmış Taştan Tuvalet Bloğu Tasarladı

Londra'nın kuzeyindeki Paddington bölgesinde yer alan Maida Hill'de, Studio Weave tarafından tasarlanan yeni bir tuvalet bloğu hayata geçirildi. Westminster Belediye Meclisi tarafından görevlendirilen proje, erişimi zor olan ve antisosyal davranışlara zemin hazırlayan mevcut bir yeraltı tuvalet bloğunun yerini alıyor. Studio Weave, bu yeni yapının bölge sakinleri için güvenli, davetkar ve düşük karbonlu bir eklenti olmasını hedefledi.

Projenin merkezinde, Broadgate'de yıkılan bir ofis binasından kurtarılan pembe Fin graniti ve Norveç larvikiti gibi malzemelerin yeniden kullanımı yer alıyor. Webb Yates mühendislik firması ve Stone Masonry Company ile iş birliği içinde çalışan ekip, dekoratif bir yüzey malzemesi olan bu taşları, yapının taşıyıcı sisteminde kullanarak işlenmiş malzeme ihtiyacını ve karbon ayak izini minimize etmeyi başardı. Studio Weave direktörü Eddie Blake, bu yaklaşımın, kentlerimizde yeniden kullanılmayı bekleyen yüksek kaliteli malzeme rezervlerini, yani "kentsel taş ocağı" kavramını vurguladığını belirtti.

İç mekanda bir tanesi tekerlekli sandalye erişimine uygun olmak üzere toplam üç tuvalet ünitesi bulunuyor. Yapının inşasında, mevcut modül boyutlarının yeni tasarıma uyarlanması, maliyetleri düşük tutmak ve karbon kullanımını azaltmak adına mimari bir meydan okuma oluşturdu. Ayrıca, tuvalet birimlerinin gelecekte kolayca yükseltilebilmesi ve taş duvarların sökülüp başka bir yerde yeniden kullanılabilmesi için duvarlar iç ünitelerden bağımsız olarak kurgulandı.

Blake, kamu tuvaletlerinin, bir şehrin temel ihtiyaçları karşılama konusundaki kararlılığını gösteren demokratik bir ifade olduğunu vurguluyor. Tom Massey Studio tarafından hazırlanan düşük bakım gerektiren peyzaj tasarımıyla tamamlanan yapı, aynı zamanda çevresindeki kent dokusuna uyum sağlayan "arka plan binası" kimliğini koruyor. Projenin, kamusal altyapıya duyulan ihtiyacı ve kentsel kaynakların verimli kullanımı konusundaki kültürel anlamı görünür kılması hedefleniyor.