Stylus Architects Londra'da Kısmen Yeraltına Gömülen Green Lodge'u Tasarladı

Stylus Architects, Londra'da hayata geçirdiği Green Lodge projesinde imar kısıtlamalarına yaratıcı bir çözüm sunuyor. Yapı, batık ışıklıklar kullanarak yer seviyesinin altında aydınlık yaşam alanları sunuyor.

Stylus Architects Londra'da Kısmen Yeraltına Gömülen Green Lodge'u Tasarladı

Londra merkezli mimarlık ofisi Stylus Architects, güneybatı Londra'daki Roehampton Village'da, yeraltındaki odalara gün ışığı taşıyan bir dizi batık ışıklığa sahip, kısmen toprağa gömülü bir aile evi olan Green Lodge projesini tamamladı. Putney Heath'in kenarında, sınırlı bir arsada yer alan ev; yaşlı ağaçlar, Gotik Uyanış tarzı bir kilise, Viktorya dönemi villaları ve Arts and Crafts tarzı konutlarla çevrili tarihi bir bağlamda konumlanıyor.

Mimarlar, binayı yukarıya doğru genişletmek yerine, büyük bir kısmını peyzajın içine gömerek sokaktan sadece tek katlı bir hacmin görünmesini sağladı. Stylus Architects'e göre, bu kısmen gömülü tasarım, binanın zemin üzerindeki ölçeğini sınırlandıran imar kısıtlamalarına bir yanıt olarak ortaya çıktı. Baş mimar Matthew Withers, koruma altındaki bir fundalığın kenarında, tarihi binalar ve olgun ağaçlarla çevrili bu arazinin sakinlik ve ölçülülük gerektirdiğini, zemin üzerinde fazla öne çıkan bir yapının çevreyle uyumsuz olacağını belirtiyor.

Evin organizasyonu, bodrum katından çatıya kadar kesintisiz uzanan ve iç mekanda görünür bırakılan iki adet tam yükseklikte, brüt beton taşıyıcı duvar etrafında kurgulandı. Yaşam alanları tonozlu çatının altındaki üst katta yer alırken; yatak odaları ve banyolar batık ışıklıkların çevresinde, zemin altında konumlandırıldı.

Alt zemin kattaki yaşam alanlarının karanlık bir bodrum hissi vermemesi için tasarım sürecinin en başından itibaren entegre bir gün ışığı stratejisi geliştirildi. Güney yönüne bakan iki adet ışıklık yardımıyla alt kattaki tüm yatak odalarına ve banyolara doğal ışık sağlanırken, bu alanlara korunaklı dış mekan terasları da kazandırıldı. Ayrıca, merdiven boşluğunun üzerindeki geniş çatı penceresi ve üst kata dağıtılan diğer tepe pencereleri, gün ışığını evin merkezine kadar ulaştırıyor.

Sokaktan bakıldığında, Green Lodge, güney yamacına entegre edilmiş fotovoltaik panellere sahip asimetrik tonozlu bir çatı ile örtülmüş, karaçam kaplı mütevazı bir hacim olarak algılanıyor. Duvarlarda ve çatıda kullanılan aynı işlenmemiş karaçam malzeme, yapının zamanla bal renginden gümüşi griye dönüşerek çevresiyle daha da bütünleşmesine olanak tanıyor.

İç mekanda beton strüktür açıkta bırakılarak meşe marangozluk işleri, ahşap duvar kaplamaları ve cilalı beton zeminlerle eşleştirildi. Alanı en üst düzeye çıkarmak amacıyla entegre çalışma masaları, depolama üniteleri ve yataklar gibi gömme mobilyalar tasarlandı.

Evin toprağa gömülü yapısı, çevreleyen toprağın yalıtım etkisi sayesinde iç sıcaklığın dengelenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca brüt beton yüzeyler, ısıyı depolayıp yavaşça serbest bırakan bir termal kütle işlevi görüyor.

Neden Önemli? Proje, koruma altındaki tarihi bir bölgede imar kısıtlamalarına yenilikçi bir çözüm sunarken, batık ışıklık tasarımıyla yeraltı mekanlarında yüksek kaliteli ve aydınlık yaşam alanları elde edilebileceğini gösteriyor.