XBTW OFFICE'tan Easel Köprüsü: Eğimli Düzlemlerle Mekansal Algı
XBTW OFFICE tarafından Çin'in Huzhou şehrinde tasarlanan Easel Köprüsü, Fuxi Deresi üzerinde konumlanan, yaklaşık 10 metre uzunluğunda bir yaya geçididir. Proje, “dört eğimli düzlem” kompozisyonu aracılığıyla insan vücut duruşlarını yönlendirmeyi ve çevresel algıyı yeniden şekillendirmeyi hedefliyor.

XBTW OFFICE tarafından tasarlanan Easel Köprüsü, Çin'in Zhejiang Eyaleti'ne bağlı Moganshan'daki Yucun bölgesinde, Fuxi Deresi üzerinde inşa edildi. Yaklaşık 10 metre uzunluğunda ve 2 metre genişliğindeki bu yaya köprüsü, toplam 20 metrekarelik bir alana sahiptir. Projenin 2025 yılında tamamlanması planlanmaktadır.
Köprünün tasarımı, kesitinden hareketle “dört eğimli düzlem” kompozisyonuyla şekillenmiştir. Bu özgün tasarım yaklaşımı, söz konusu eğimli düzlemlerin vücut duruşlarını nasıl yönlendirebileceğini ve bunun da çevredeki ortamı algılama biçimini nasıl dönüştürebileceğini araştırmayı amaçlamaktadır. Eğimli düzlemlerin uzunluğu, açısı ve düzenlemesi üzerine yapılan detaylı çalışmalar sayesinde, köprü kesiti sadece taşıyıcı veya geçiş sağlayan bir eleman olmanın ötesine geçerek, izlemeyi, yaslanmayı, duraklamayı ve etkileşimi teşvik eden bir mekansal aparata dönüşmektedir.
Projenin baş mimarları Teng Xing ve Boxia Wang olup, yapısal danışmanlık hizmetini Zhun Zhang sağlamıştır. Deqing Culture & Tourism Group tarafından yaptırılan köprünün genel yüklenicisi Zhuoer Props, genel tasarım yönetimi ise ConCom tarafından yürütülmüştür. Projenin görselleri Yumeng Zhu ve Teng Xing tarafından kaydedilmiştir. Bu köprü, Huzhou şehrindeki mimari peyzaja çağdaş ve etkileşimli bir katkı sunmayı hedeflemektedir.
Easel Köprüsü, geleneksel bir geçiş elemanı olmanın ötesinde, kullanıcıların çevresiyle daha derin bir bağ kurmasını sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Eğimli yüzeyler sayesinde, köprüden geçenler farklı perspektiflerden manzarayı deneyimleyebilir, nehir ve çevresindeki doğal güzelliklerle etkileşime geçebilirler. Bu özgün tasarım yaklaşımı, yaya köprülerinin sadece birer ulaşım aracı değil, aynı zamanda çevresel deneyimi zenginleştiren mekansal yapılar olabileceğini vurgulamaktadır.