"Çözümlerim Kibar Değil": Liam Young ile Polikriz Çağında Mimarlık Üzerine
Avustralyalı fütürist ve tasarımcı Liam Young, Louisiana Channel'a verdiği röportajda mimarlığın butik bir sektöre dönüşmesini ve iklim kriziyle başa çıkmak için gereken radikal yaklaşımları anlatıyor.

Avustralyalı sanatçı, yönetmen ve BAFTA adayı yapımcı Liam Young, korktuğumuz, arzuladığımız ve halihazırda inşa etmekte olduğumuz gelecekler üzerine düşünmenin bir yolu olarak hayali dünyalar yaratıyor. Bir atmosfer tasarımcısı olarak Young, ister ideal ister gerçekçi bir şekilde sarsıcı olsun, gelecek dünyanın olasılıklarını yansıtan spekülatif manzaralar öneriyor. Film, televizyon ve video oyunu endüstrilerindeki "dünya kurma" (worldbuilding) pratiği aracılığıyla kurgu, günümüzün çevresel aciliyetlerinde yol almak için stratejik bir araca dönüşüyor.
Tasarım stratejileri, teknolojik senaryolar ve kolektif hayal güçleri üzerinde çalışan bir "fütürist" olarak kabul edilen Young, akademik araştırmalara dayanan çalışmalarını geniş kitlelere ulaştırıyor. Sanatçının çalışmaları, Londra'daki Barbican Centre'da düzenlenen "In Other Worlds" ve Kopenhag'daki Danimarka Mimarlık Merkezi'nde yer alan "Age of Nature" gibi önemli sergilerde izleyiciyle buluştu. Şubat 2026'da Louisiana Channel için Marc-Christoph Wagner'e konuşan Young, mimarlığın geleceğine ve krizlerle dolu dünyamıza dair vizyonlarını paylaştı.
Söyleşide Young, mimarlığın giderek bir "butik endüstri" haline gelmesinden ve iklim krizi ölçeğinde yeni bir tür "gezegen punk" (planetary punk) anlayışına duyulan acil ihtiyaçtan bahsediyor. "Çözümlerim kibar değil" diyerek geleneksel yaklaşımların ötesine geçen Young, spekülatif tasarımın sadece bir görselleştirme değil, aynı zamanda mevcut ekolojik senaryoları sorgulamak için bir laboratuvar görevi gördüğünü savunuyor.
Young'ın pratiği, teknoloji ve tasarımın toplumsal sonuçlarını inceleyerek bugünün kararlarının yarını nasıl şekillendireceği konusunda derinlemesine bir sorgulama sunuyor. Sanatçıya göre dünya kurma süreci, sadece binalar tasarlamakla sınırlı kalmayıp, ekosistemlerin ve kentsel dokuların kriz anlarındaki dönüşümünü ve bu süreçteki kolektif hayal gücünün rolünü de kapsıyor.