James Turrell, Aarhus'ta 'As Seen Below' İsimli Skyspace Eserini Yarattı

Amerikalı sanatçı James Turrell, Danimarka'daki ARoS Aarhus Sanat Müzesi için müzenin şimdiye kadarki en iddialı projesi olan yer altı Skyspace enstalasyonunu tasarladı. Schmidt Hammer Lassen iş birliğiyle hayata geçirilen proje, ışığı fiziksel bir varlık olarak deneyimlemeyi amaçlıyor.

James Turrell, Aarhus'ta 'As Seen Below' İsimli Skyspace Eserini Yarattı

Amerikalı sanatçı James Turrell, Danimarka’nın Aarhus kentindeki ARoS Aarhus Sanat Müzesi bünyesinde, 40 metre genişliğinde etkileyici bir Skyspace çalışması olan 'As Seen Below'u hayata geçirdi. Schmidt Hammer Lassen stüdyosu ile iş birliği içinde geliştirilen bu proje, sanatçının bugüne kadar gerçekleştirdiği 100. Skyspace enstalasyonu olma özelliğini taşıyor ve müzenin geniş kapsamlı 4.000 metrekarelik genişleme projesinin de başyapıtı olarak nitelendiriliyor.

Sürükleyici bir yer altı mekânı olarak tasarlanan enstalasyon, yer üstünde müze parkından yükselen çim kaplı bir tümsek olarak algılanıyor. Yapının tepesinde, değişen gökyüzünü çerçeveleyen altı metre genişliğinde dairesel bir açıklık yer alıyor. Hacmin üzerinde ayrıca, okülüsün kapatılmasını ve aynı zamanda bir aydınlatma sistemi işlevi görmesini sağlayan 100 metrekarelik açılabilir bir kapak bulunuyor. Ziyaretçiler, yapının içine oyulmuş kemerli bir beton açıklıktan giriş yaparak, ham beton ve tuğla döşemelerden oluşan gri tonlu bir malzeme paletiyle karşılanıyor.

Sanatçı James Turrell, bu çalışmasında bir görüntü sunmaktan ziyade görme deneyimini şekillendirdiğini belirterek, mimarinin gökyüzünü yakın tutarak izleyiciye bakma eyleminin kendisini hissettirdiğini ifade ediyor. Işığın betimleyici bir öğe değil, içinde durulan maddesel bir varlık olduğunu vurgulayan Turrell, 16 metre yüksekliğindeki kubbenin altında basamaklı bir oturma düzeni sunuyor.

Schmidt Hammer Lassen tarafından yürütülen 'Next Level' genişletme projesi kapsamında, bu enstalasyon yeni bir yeraltı galerisi ve lobi alanı ile entegre ediliyor. Yapılar, orijinal müze binasının dikey yapısıyla zıtlık oluşturan yatay bir beton koridorla birbirine bağlanıyor. Projenin mimari tasarımcıları, ziyaretçilerin yerin altındaki ışıktan karanlığa geçişiyle deneyimin başladığını, gün ışığından kademeli inişle uzaklaşmanın, kubbenin içindeki gökyüzü ile karşılaşma beklentisini güçlendirdiğini belirtiyor.