Dışlamak İçin İnşa Edilen Kentler: Afrika'da Kolonyal Şiddet ve Kent Ekolojileri
Afrika şehirlerindeki sömürgeci geçmiş; sokak ızgaralarından altyapı yetersizliklerine kadar uzanan mekansal kararlarla günümüzün eşitsizliklerini ve iklim risklerini şekillendirmeye devam ediyor.

Afrika kentlerindeki kolonyal şiddet, yalnızca politik boyutlarda kalmayıp doğrudan mekansal alana da nüfuz etmiştir. Sokak ızgaralarından arazi mülkiyet sistemlerine, drenaj altyapılarından konut bölgelerine kadar uzanan bu sömürgeci planlama kararları, günümüzde de eşitsizliği ve yerinden edilme süreçlerini organize etmeye devam etmektedir. Kinshasa, Hartum ve Kampala gibi şehirlerin kentsel morfolojisinde bu geçmişin izleri açıkça görülmektedir. Bu yapılar, hem tarihi birer kalıntı hem de günümüzde hizmetlere erişimi, su taşkını riski altındaki alanların dağılımını ve iklimsel kırılganlıkları şekillendiren aktif birer mekanizma olarak işlev görmektedir.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin başkenti Kinshasa, bu mekansal sömürü mantığının en belirgin okunduğu merkezlerden biridir. Kongo'da Kral II. Léopold döneminde gerçekleştirilen vahşet, Lubumbashi'deki maden enklavı olarak tasarlanan kolonyal yerleşkeler (1910) ve toplulukları birbirine bağlamaktan ziyade ham madde sevkiyatı için bir şirket boru hattı işlevi gören Matadi-Kinshasa Demiryolu gibi projelerle mekansal arşive dönüştürülmüştür.
https://images.adsttc.com/media/images/6aae/d1f2/d8c8/8201/89ac/d718/largejpg/built-to-exclude-colonial-violence-and-urban-ecologies-in-africa29.jpg?1789841917
Giderek büyüyen ve yoğun bir nüfusa ev sahipliği yapan modern Kinshasa, Johan Lagae'nin Kinshasa: Tales of the Tangible City adlı çalışmasında ele aldığı gibi, adeta bir "palimpsest" kent niteliğindedir. 1883 yılında küçük ve kontrollü bir sömürge nüfusu için kurulan bu yerleşim, Kongo Nehri çevresindeki Teke ve Humbu gibi yerli toplulukların hareket ve ticaret ağlarının üzerine inşa edilmiştir. Henry Morton Stanley'nin II. Léopold adına 1881'de Léopoldville'i (Léo-Ouest) kurması ve ardından 1883'te Kinshasa köyünün Léo-Est olarak ikinci bir karakola dönüştürülmesiyle, entegrasyondan uzak, sadece hammadde çıkarımına ve iş gücü kontrolüne odaklanmış çizgisel bir altyapı hattı ortaya çıkmıştır.
https://images.adsttc.com/media/images/6aa8/37e3/c1eb/5301/897f/1d7d/largejpg/the-angel-of-history-in-african-cities-how-violence-shapes-urban-ecologies6.jpg?1789409255
1910'larda Léopoldville geliştikçe sömürgeci mekansal mantık daha da belirginleşmiştir. İdari ve ticari merkezler ayrı tutulurken, Avrupalıların konut alanları (ville européenne), yerli halkın yaşadığı ve ızgara plana sahip mahallelerden (cités indigènes) Avenue Albert I (bugünkü Boulevard du 30-Juin) gibi devasa bir aks ile fiziksel olarak ayrılmıştır. Parc de Bock ve cordon sanitaire (sağlık koridoru) gibi tarafsız bölgeler, ırksal olarak ayrıştırılmış bu alanlar arasındaki çevresel kalite farkını keskinleştiren sınırlar olarak işlev görmüştür. Kolonyal planlama, altyapı yerine arazi bölüştürmeye öncelik verdiği için yerli mahallelerinde kanalizasyon sistemi kurulmamış, basit çukur tuvaletler (pit latrines) kullanılmıştır. Günümüzde de varlığını sürdüren bu plansızlık, şehrin kuzeyindeki düz, taşkına meyilli alanlar ve güneybatıdaki tepelerle birleştiğinde sürekli tekrarlanan sellere, erozyona ve heyelanlara yol açmaktadır.
https://images.adsttc.com/media/images/6aaf/1e56/8d91/7901/8920/59a6/largejpg/built-to-exclude-colonial-violence-and-urban-ecologies-in-africa28.jpg?1789861474
Léopoldville, 1923 yılında Belçika Kongosu'nun başkenti olmuş, zamanla Kalina (bugünkü Gombe) üzerinden genişleyerek Kinshasa ile birleşmiş ve 1966 yılında resmi olarak Kinshasa adını almıştır. 1950'lere gelindiğinde yaşanan nüfus patlaması planlama kapasitesini aşmış; Kasa-Vubu, Ngiri-Ngiri, Bandalungwa, Matete, Lembe ve Ndjili gibi bölgeler tek ve iki katlı binalarla genişlemiştir. Şehir merkezi ise Banque Commerciale du Congo ve Institut nationale de la sécurité sociale gibi modernist ve tropikal-modernist tarzda inşa edilen ofisler, oteller ve apartmanlarla donatılmıştır. Bu modernist yapılar, kolonyal bungalovlar ve "bölgeselci" villalarla yan yana yükselerek bugünkü karmaşık kentsel dokuyu oluşturmuştur.